Yavuz Selamun (Nederland Agenda) Ayağımızın ıslanmasını istemiyorsak…

Yavuz Selamun (Nederland Agenda) Ayağımızın ıslanmasını istemiyorsak…

14 Maart, 2015

SELAMUN YAVUZ AYAGIMIZIN ISLANMASINI ISTEMIYORSAKÖNÜMÜZDEKİ hafta Hollanda’da seçimler var. Eyalet Meclisi seçimleri ve Sular İdaresi seçimleri. Hollanda tarihinde ilk kez iki seçim aynı günde yapılacak.

Hollanda kamu idaresinde bu her iki yönetim katmanı da az tanınır; hem görev, yetki ve sorumlulukları pek bilinmez, hem de insanların günlük yaşamında doğrudan bu yönetim katmanlarıyla ilişkileri yok denecek kadar azdır.

Oysa…

Gerek Eyalet Meclisi’nin, gerekse Sular İdaresi’nin Hollanda için hayati önemi var.

Nederland, lale ve peyniriyle olduğu kadar yüzyıllar boyunca suya karşı verdiği mücadele ile de tanınır. Bir yandan su seviyesinin yükselmesiyle Kuzey Denizi’nden gelebilecek su baskını tehlikesi yaşanırken, diğer yandan da nehirlerin taşmasından dolayı olası su baskınları Hollanda’yı sürekli tehdit eder.

Hollanda topraklarının yüzde 26’lik bölümü deniz seviyesinin altında… Yüzde 59’luk bir bölüm ise olası bir su yükselmesinde doğrudan tehlike altına giriyor. Ayrıca ülkenin yüzde 3’lük bir bölümü su setlerinin koruma alanının dışında. Yüzde 1’e tekabül eden Maas Nehri yatağında ise su taşmasını önleyici setler bulunmuyor.

Yani ülkenin yüzde 60’dan daha büyük bir bölümü su baskınlarına karşı tehlike altında.

Nederland, coğrafi yapısı sürekli su baskınlarının olduğu Bangladeş’e benzeyen, Maas ve Ren nehrinin Kuzey Denizi’ne döküldüğü bir delta. Bu nehirlerin Hollanda sınırları içerisinde IJssel, Waal, Lek gibi kollara ayrılmasıyla bu nehirlerde su seviyesinin yükselmesi ile su baskını tehlikesi her zaman olmuştur ve bu tehlike daha geniş bir coğrafyaya yayılmıştır.

Almanya ve Fransa’da yoğun kar yağışlı bir kış mevsiminden sonra karların çok kısa bir süre içerisinde erimesi, Maas ve Ren nehirlerinde suyun kabarmasına ve Hollanda’da nehir kenarlarındaki setleri de aşarak insanların yaşadığı kesimleri tehdit etmesine yol açıyor. En son 1995 yılında bu tehlike yaşanmıştı ve Hollanda’nın birçok bölgesi sular altında kalmıştı.

Kuzey ve Güney Hollanda ile Flevoland bölgelerinin hemen hemen tamamı deniz seviyesinin altında kalırken, Zeeland, Friesland, Groningen, Overijssel ve Brabant bölgelerinin bazı kesimleri de deniz seviyesinin altında.

Yani, deniz seviyesinin altında kalan kara parçası, nüfusun en yoğun olduğu bölgelerde. Dolayısıyla tehlike altındaki insan sayısı da göreceli olarak daha fazla.

İşte bu iki yönetim katmanı, Eyalet Meclisi ve Sular İdaresi Hollanda’yı su tehdidine karşı koruyan en önemli kamu yönetim birimlerdir.

Su setlerinin yükseltilmesini bu yönetimler sağlar.

Setlerin bakım ve onarım sorumluluğu bu yönetimlere aittir.

Yer altı ve yer üstü suların dengelenmesini bunlar sağlar.

Kirlenen kanal ve nehirlerin temizlenmesini bu yönetimler yapar.

Temiz içecek su ihtiyacını Eyalet Meclisi ve Sular İdaresi karşılar.

Yani, Hollanda’nın asırlardır süren suyla savaşı bu iki yönetim organının görev, yetki ve sorumluluk alanına girer; işbirliği ve eşgüdüm içerisinde bu çalışmalarını sürdürürler.

Zeeland bölgesindeki devasa ‘Deltaplan’ projesini görünce Hollanda’nın suya karşı verdiği mücadelenin de ne kadar önemli ve pahalı bir iş olduğunu görürsünüz.

Unutmayalım…

Bizim verdiğimiz vergilerle yapılıyor bu mücadele. Demokrasinin en önemli unsuru, insanların verdiği vergilerin dolaylı olarak neler için harcanacağına karar vermeleri olduğuna göre, Sular İdaresi seçimlerinde sandığa gitmek de bu demokratik hakkı kullanmak anlamına geliyor.

Öyleyse… Sular İdaresi ve Eyalet Meclisi seçimleri için haydi sandık başına…

Ama aynı zamanda ve büyük bir ihtimalle aynı sandıkta Eyalet Meclisi için de oy kullanacaksınız. Hollanda’da eyaletlerin suya karşı verilen mücadelenin dışında yollar, toplu taşıma araçları, doğal alanların korunması, konut yapımı gibi diğer konularda da görev, yetki ve sorumlulukları var.

Eyalet Meclisi seçimlerinin bir başka önemi daha var!

18 Mart’ta yapılacak seçimlerde toplam 12 eyalette (siz buna il, vilayet veya bölge de diyebilirsiniz) toplam 570 Eyalet Meclisi üyesi seçilecek. Bu seçilen yeni Eyalet Meclisi üyeleri, sadece yukarıda bahsettiğim konularda politikaların belirlenmesinde ve kararların alınmasında etkili olmayacaklar; aynı zamanda Hollanda parlamentosunun üst kanadını temsil eden 75 senato üyesi de bu 570 Eyalet Meclisi üyesi tarafından seçilecek. Yeni senato da 9 Haziran’da yemin ederek göreve başlayacak.

Senatoda zaten çoğunluğu bulunmayan hükümet, 26 Mayıs’ta yapılacak senato seçimlerinde daha çok sandalye kaybederse, hükümetin işi daha da zorlaşacak ve parlamentonun alt kanadında çıkarılan kanunların senatodan geçebilmesi için daha çok partiyle anlaşma yoluna gidilecek. Bu da hükümetin muhalefete daha fazla taviz vermesi gerektiği anlamına geliyor.

Kamuoyu yoklamalarında kan kaybeden koalisyon ortakları VVD ve PvdA, bakalım her yeni yasa için senatoda çoğunluk elde etme arayışını ne kadar sürdürebilecek?

Yani her iki seçimin de önemi sanıldığından daha fazla. Sandık başına gitmek de demokrasiye inanan herkesin yapması gereken bir görev.

Hollandalıların deyimiyle ‘ayağımızın ıslanmasını’ istemiyorsak her iki seçim için de oylarımızı kullanalım.

 

 

 

Elektronik posta: syavuz@kpnmail.nl
Twitter: syavuzt Is
Facebook: www.facebook.com/selamunyavuz

© ınterajans - alle rechten behoren interajans het Nieuws, gebruikt zonder toestemming.

Bekijk volledige bericht op InterAjans.nl