Sektörler

Hollanda Türk Doktorlar - Turkse Huisarts Hollandada Turkce is ve isci ariyorum

Medya Ortagi

Vip Üyeler

Doktorlar.nl >> Hollanda’daki Türk Doktorlar | Turkse Huisartsen en Tandartsen

Arya-Shop Telefon Tamir Ede

BSA Banden Service Amersfoort

Elfi Kazauzmani Kaza Avukati

Kadezorg

Selamün Yavuz: ‘Demedi demeyin!’



Sektör / Şehir: Email:
@Hollanda'dan Haberler Email gönder >>
Adres: Website:
Websiteye git >>
Telefonnumarası: Facebook:
numarayı göster Facebok'a git >>

Daha önce de yazdım…

15 Temmuz darbe girişiminin püskürtülmesiyle Türkiye için tehlike ortadan kalkmadı!

Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşundan beri emperyalist güçlere karşı mücadele etti. Önce Cumhuriyet’e karşı isyanlar başlatıldı; 1948’den itibaren tam bağımsızlıktan ödün verilmeye başlandı; emperyalist güçlerin 10 yılda bir yaptırdıkları darbelerle hem ağır aksak yürüyen demokrasinin gelişmesi engellendi, hem de her darbede Türkiye ekonomisi 10 yıl geriye gitti.

Devlet yönetiminde keşmekeşlik

Son 10 yılda bu süreç hızlandırıldı; devlet yönetimi Cumhuriyet tarihinde şimdiye kadar görülmemiş bir şekilde keşmekeşliğe sürüklendi.

AKP – HDP işbirliği ile yürütülen sözde ‘Barış Süreci’nde terör örgütü PKK dağ eşkıyalığının yanı sıra kentlerde örgütlenmeye gitti; mayınlı hendekler açtılar, kendi polis teşkilatlarını ve mahkemelerini bile kurdular. Şimdi gelinen noktada ülkede kan gövdeyi götürüyor, her gün şehit haberleri geliyor.

AKP – FETÖ işbirliği içinde yürütülen Ergenekon ve Balyoz gibi davaların kumpas olduğu iş işten geçtikten sonra ortaya çıktı. Bu davalarla aslında Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki yurtsever Atatürkçü komutanların önü kesildi, donanma çökertildi, ordu itibarsızlaştırıldı.

Güney Kıbrıs ile İsrail Akdeniz’de burnumuzun dibinde petrol ve doğalgaz çıkarırken, gözdağı vermek için dahi olsa gemilerini yürütecek donanma kaptanı bulamaz olduk.

15 Temmuz darbe girişiminden sonra ordu tamamıyla çökertildi; F16’ları uçuracak pilot bulunamaz oldu. OHAL kapsamında başlatılan cadı avları sonucunda devlet de çökertilmeye başlandı.

Darbe girişiminden sonra FETÖ’cülerden çok Atatürkçüler ve hiç bir suçu olmayan Kürt kökenli yurttaşlar içeriye alındı.

Okullar açıldı, yüzbinlerce öğrenciye eğitim verilemiyor. Veliler çocuklarını istedikleri okula kayıt yaptıramıyorlar.

Bürokratlardan tutuklananların suçu ve akıbeti meçhul, tutuklanmayanlar tedirgin.

Devletin en üst kademesinde bile bir darbe girişimi daha olabilir kaygısı var.

Hukuk sistemi sancılı; savcı ve yargıçlar ‘Darbe girişiminde suçu olmayan gözaltı ve tutukluları serbest bırakırsam bana da FETÖ’cü yaftası vurulur mu?’ diye korkuyor.

Sade vatandaş, bana garezi ve gıcığı olan birisi imzasız ihbarda bulunur mu diye diken üstünde.

Belki de – her nedense sabaha karşı değil de akşamüzeri yapılan – darbe girişiminin hedefi devletin siyasi ve bürokrat yapısını ilmik ilmik çözmek, ülkede bir toplumsal paranoya yaratarak emperyalizmin esas vuruşuna mukavemeti azaltmaktı.

Emperyalist terminoloji

Emperyalist güçler de biliyorlar ki bu mukavemeti kırmanın yolu Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini ve tam bağımsızlığını savunan insanları saf dışı bırakmak. Yani Atatürkçü düşünceyi yok etmek.

Zira CIA şefi Samuel P. Huntington bunu ‘Medeniyetler Çatışması ve Dünya Düzeninin Yeniden Kurulması’ adlı kitabında açık açık yazıyor, ’Türkiye Atatürk’ün mirasını reddetmelidir’ diye açıklıyor.

Emperyalist güçler, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini, tam bağımsızlığını ve Cumhuriyet devrimlerini tanımlamak için ortak bir terminoloji kullanırlar: Kemalistler.

‘Kemalist’ sözcüğü ta Cumhuriyet’in kuruluşundan beri emperyalistler tarafından ortaya atılmış bir terminolojidir; Cumhuriyet devrimlerini bir ideoloji olarak gösterme çabasıdır.

Oysa Atatürkçülük bir ideoloji değil. Bilime ve mantığa dayalı, fikri hür, irfanı hür, vicdani hür bireyler yetiştirmeyi hedefleyen, aydınlanma ve muasır medeniyetler seviyesine ulaşmış tam bağımsız bir toplum ve devlet yaratma felsefesidir. Ve dünyada birçok toplum bu felsefeyi benimseyerek bağımsızlığını kazanmış ve küresel emperyalizme karşı mücadele etmiştir.

Hiç düşündünüz mü? Neden emperyalist Batı dünyası Fransız devrimini gerçekleştiren ve savunanlara ‘Jakobenist’ demez de, Türkiye’de Cumhuriyet devrimlerini gerçekleştiren ve savunanlara ‘Kemalist’ der?

Çünkü emperyalist güçler ta Cumhuriyet’in kuruluş yıllarından beri beyinleri yıkayarak Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini tartışma konusu yapmaya çalışıyorlar.

Aynı hedef

15 Temmuz darbe girişiminden sonra ‘Yenikapı ruhu’ safsatası tutmayınca hem hükümet yanlısı çevreler, hem de FETÖ’cüler Batı emperyalizminin icat ettiği terminolojiyi kullanarak darbe girişiminde ‘Kemalistler’in parmağının olduğu ya da darbe girişimine sebep olduğu iddialarını ortaya atmaya başladılar.

İşte örnekler…

Şubat 2013’de MİT müsteşarına çıkarılan yakalama emrinden sonra bile yalı almak için Bank Asya’dan beş milyon dolar kredi çeken Nagehan Alçı. Hani kumpas davalarının savcısı Zekeriya Öz’ün heykeli dikilmeli diyen ROK’nın karısı. Detaylar için Youtube’dan İsmail Saymaz – Nagehan Alçı tartışmasını arayın.

***

AKP iktidarının en büyük destekçilerinden Yeni Akit’te bir avukat ‘Eğer bugün FETÖ diye bir tehdit ortaya çıkmışsa bunun baş müsebbibi Kemalistlerdir’ diyor. (http://www.yeniakit.com.tr/haber/kemalist-darbeler-copluguyuz-211053.html)

Aklıma mukayyet olmaya çalışıyorum; 15 yıldır Atatürkçüler mi ekranlarda ‘Beraber yürüdük biz bu yollarda’ şarkısını söylediler.

***

Eski AKP bakanlarından Mahir Ünal ‘Eğer bugün biz FETÖ ve PKK belasını yaşıyorsak bunun sebebi geçmişte inanca, dindarlara dönük baskıcı, tekelci Kemalist anlayışıdır’ diyor. (http://www.haber46.com/ak-parti/eski-kultur-ve-turizm-bakani-mahir-unal-terorun-suclusu-kemalist-zihniyettir-h189796.html)

Bu ne aymazlık! Sanki PKK ile müzakereye oturan, FETÖ ile işbirliği yapan ‘Atatürkçüler’di! Sanki ‘Atatürkçüler’ FETÖ’nün her istediğini vermediler!

***

Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan ise, 15 Temmuz’un ikinci ve üçüncü dalgasının yaklaşmakta olduğunu öne sürerek, darbenin artçılarının Kemalistler ve ülkenin laik/seküler kesimleri tarafından yapılacağını savunuyor. ‘Kemalist ve laik tipler, 15 Temmuz’u var eden ruhun kaynağını oluşturan cemaatleri, tarikatları hedef tahtasına yatırıyorlar’ ifadelerini kullanıyor. (http://www.birgun.net/haber-detay/yeni-safak-yazari-15-temmuz-un-devamini-kemalist-ve-laik-tipler-yapacak-126984.html)

Allah aşkına bu cümleyi defalarca okuyun, en ufak bir mantık kırıntısı bulmaya çalışın. Ben bulamadım…

Ve bunların istisnasız hepsi de geçmişte Fethullah Gülen hareketine toz kondurmuyorlardı!

Batı yakası

FETÖ’cüler Türkiye’de seslerini çıkartamadıklarından ancak Avrupa’da konuşabiliyorlar.

Şimdi gelelim Avrupa’da FETÖ cephesinde 15 Temmuz darbe girişimi ile Atatürkçüler nasıl ilişkilendiriliyor…

16 Eylül 2016 tarihindeki yazımda ‘milli damat’ Joost Lagendijk’tan bahsetmiştim.

Lagendijk, Hollanda’nın önde gelen gazetelerinden Algemeen Dagblad’ın 23 Eylül 2016 tarihli sayısında yayınlanan söyleşisinde, darbe girişiminin Gülenciler tarafından ve Gülen önderliğinde yapılmadığını savunarak, ‘Gülencilerin darbe girişimini bildiği olası, ancak muhtemelen laik Kemalist askerler ve fırsatçılar (oportünistler) ve Erdoğan’dan nefret edenler de darbecilerle işbirliği yaptılar’ dedi.

(http://www.ad.nl/home/ik-had-donkere-kant-gulen-beweging-eerder-moeten-zien~aef11ad9/)

Söylem aynı emperyalist terminoloji, yani Kemalistler, yani darbeye müsebbipler ve işbirlikçiler.

***

Kısa bir yolculuk yaparak Avrupa Birliğinin Merkezi Brüksel’e gidelim…

Ramazan Güveli Brüksel’de 2000 yılında kurulan Kültürlerarası Diyalog Platformu müdürü, Türk kökenli ve aynı zamanda İngiltere vatandaşı. Ramazan Güveli hem basın bildirilerinde hem de çeşitli medyada yayınlanan söyleşilerinde Fethullah Gülen’in bu kurumun onursal başkanı olduğunu vurguluyor. Güveli Vocaleurope.eu İnternet sitesine verdiği 8 Ağustos’ta yayınlanan söyleşide şunları söylüyor: ‘Ben şahsen deneyimli siyasi analistler tarafından yapılan açıklamalardaki gibi bu girişimin Kemalist / Atatürkçü generaller tarafından yapıldığı fikrine kendimi daha yakın hissediyorum. Üst düzey asker olarak bilinen yüksek rütbeli Kemalist generaller, istihbaratın darbe planını öğrendiklerini anlayınca geri adım attılar, ancak darbe girişimi devam ediyordu’. (http://www.vocaleurope.eu/monday-talk-with-ramazan-guveli-on-gulen-movement-and-recent-coup-attempt-in-turkey/)

Bunun anlamı ne? Darbeyi Atatürkçü generaller yaptı, ama MİT duruma el koyunca kendilerini kenara çektiler, ama darbe devam etti. Böyle bir açıklama hem gerçekçilikten uzak, hem de Avrupa kamuoyunu etkilemek amacıyla yapıldığı malum.

İşbirliğine devam

AKP hükümeti destekçileri ile FETÖ ve yan kuruluşlarının ortak yönlerine dikkat edin!

Her iki tarafın da söylemlerinde hep aynı emperyalist terminoloji: ‘Kemalistler.’

Türkiye içindeki işbirlikçilere göre darbe girişimini yapan FETÖ’cüler, ancak müsebbibi ‘Kemalistler.’

Yurtdışı işbirlikçilere göre darbe girişimini yapanlar ‘Kemalistler.’

Birbirine düşman gibi gözüken iki taraftan yapılan vuruşlar aynı emperyalist terminolojiyle ve aynı noktaya…

Hedef: Türkiye Cumhuriyeti.

Hedeftekiler: Bilime ve mantığa dayalı, fikri hür, irfanı hür, vicdani hür bireyler yetiştirmeyi hedefleyen, aydınlanma ve muasır medeniyetler seviyesine ulaşmış tam bağımsız bir toplum ve devlet yaratma felsefesini savunan Atatürkçüler.

Bütün bu bilgi, belge ve yorumlara ilaveten TBMM Darbe Araştırma Komisyonu Başkanı ve AKP Burdur Milletvekili Reşat Petek’in geçmişte FETÖ’nün kumpas davalarına toz kondurmadığını anımsatalım. İktidar partisinin oy çoğunluğu ile çıkarılacak Araştırma Komisyonu raporunun içeriğini bu koşullar altında tahmin etmek pek de zor değil!

Diğer yandan AKP hükümeti, 15 Temmuz darbe girişimini gerekçe gösterip Sevr Antlaşmasının 168. maddesini uygulayarak 96 yıl sonra Askeri okulları kapattı. Bunun yerine oluşturulan Milli Savunma Üniversitesi Rektörlüğü’ne getirilen Prof. Dr. Erhan Afyoncu’nun daha iki yıl öncesine kadar altı yıl boyunca FETÖ’nün yayın organı Bugün gazetesinde köşe yazarlığı yaptığını da göz önüne alırsak durumun vahameti daha iyi anlaşılmıyor mu?

***

Yani…

FETÖ’cüler ve emperyalist güçlerin diğer maşaları kendilerine Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini aynı emperyalist terminolojiyle ortak hedef seçerek Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmak için kaldıkları yoldan işbirliğine devam ediyorlar. Türkiye Cumhuriyeti’nin tapu senedi niteliğindeki Lozan Antlaşmasına yapılan saldırılar da bu niyetle yapılıyor, tarih bilmediklerinden değil.

Son üç yılda Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı mücadele ettiği sanılan FETÖ yanlılarından Erdoğan’ın Lozan Antlaması ile ilgili sözlerine tepki duydunuz mu? Duyamazsınız. Çünkü dediğimiz gibi ikisinin de hedefi aynı.

Demedi demeyin!

 

 

Elektronik posta: syavuz@kpnmail.nl
Twitter: @SYavuzTR
Facebook: www.facebook.com/selamunyavuz

 

© InterAjans – Haberlerin tüm hakları İnterAjans’a aittir, izinsiz kullanılamaz.

 

View full post on InterAjans


Sektör: @Hollanda'dan Haberler
Etiketler: , , ,
Yazar admin | 9 Ekim 2016


Yorumlar

  

Yorumlar kapali.